Cezayir

Sonbahar

Cezayir Kuzey Afrika’nın yüzölçümü bakımından en büyük ülkesi. Akdeniz kıyısındaki kısmi yeşillik alanların dışında topraklarının neredeyse tamamı kavurucu sıcakların, susuzluk ve anarşinin hakim olduğu Sahra Çölü’nde. Moritanya, Nijer, Mali gibi açlık, geri kalmışlık, sosyo-ekonomik ve siyasal sorunlarla boğuşan ülkelere komşu, kurak bir coğrafyada bulunan Cezayir’in başkenti de aynı adı taşıyor (Algiers, Arapça “El Jezair”). Doğu’da Tunus’a, batı’da Fas’a komşu olan ülkede Arapça’yla birlikte en yaygın konuşulan dil diğer eski sömürge ülkelerinde olduğu gibi Fransızca. 50’li-60’lı yıllarda yaşanan Cezayir bağımsızlık savaşında yüzbinlerce insan baskı, göç ve katliamlara maruz kalmış, ki bugün Fransa’da yaşayan en kalabalık Frankofon göçmen topluluk Cezayirlilerden oluşuyor.

Afrika’nın ikinci büyük petrol zengini ülkesi olan Cezayir’de başket ve çevresinde bir çok Türk eserine, yer ismine, hatılara rastlamak mümkün. Daha önce ülke hakkında biraz birşeyler okuduğum için kısmen de olsa görülebilecek yerleri biliyordum. Öncelikle akılda olması gereken en önemli husus tahminlerin aksine Türklere seyahetten evvel vize zorunluluğu olması. Cezayir’in Abu Dhabi Büyükelçiliği’nden 30 gün süreli tek girişlik vize aldım. Dubai’den sabah kalkan uçak 7-7,5 saatin ardından Cezayir havaalanına indi. Bu sefer yalnız gidiyordum. Pasaport kontroldeki yaklaşık bir saatlik beklemenin ardından çıkıp bavulumu alarak taksiyle Bab Ezzouar bölgesindeki Mercure Aeroport oteline vardım. Check-in yapıp odama çıktım, eşyalarımı koyarak bilgisayarımı açtım ve biraz emaillerime, biraz internete baktım. Kalış sürem kısıtlı olduğu ve henüz hava kararmadığı için boş vakitten istifade edip dışarı çıkarak şehir turu yapmaya karar verdim. Resepsiyondan bir araba ayarlayıp bana şehir turu yaptırmasını istedim, yaklaşık $40 tuttuğunu hatırlıyorum. Şoför Cezayirli olmasına rağmen Fransız aksanıyla konuşuyordu, İngilizcesi çok azdı, ben ön koltukta otururken geçtiğimiz yerler hakkında bana kısa bilgiler vermeye çalışıyordu.

Cezayir, arkasındaki yüksek tepelerin eteğinde bir liman kenti. O gün hava açık ve deniz sakindi. Limanda tek tük küçük kum ve su gemileri, kayıklar, balıkçı tekneleri göze çarpıyordu. Şehirdeki yer, bina ve cadde isimlerinin çoğu Fransızcaydı. Otelin olduğu mahalleden çıkıp Muhammadiye üzerinden sahil yolundaki Hüseyin Dey’e geldik. Burada sağda yeşillik bir yürüyüş yolu, ilerde tren garı ve Mustafa Paşa Hastanesini geçtikten sonra İspanya-Fransa yönlerine feribotların kalktığı limana ve şehir merkezine girdik. Bab Azzoun bölgesinde çok sayıda tarihi eseri görmek mümkün: Fransız stili eski, anıtsal bitişik nizam eveler ve ofisler, geniş caddeler, camiler, bir zamanlar cami sonra katedral sonra tekrar cami olarak hizmet vermiş görkemli binalar görülebilir. Taksici sahile yakın sayılabilecek Osmanlı’dan kalma bir camiyi ve çevresini gezebileceğimi söyledi, yakın bir yerde beni indirip ileride caddenin boş bir yerinde parketti. Cami beyaz banalı, içi zevkli döşenmiş, vantilatörlerin fır döndüğü mütevazi bir yerdi. Endülüs tarzı mimarinin bir örneği gibiydi. İçerde ve avlunun dışında birkaç fotoğraf çektim. En dikkat çeken kısmı aynı zamanda bir saat kulesi olan tek şerefeli şık, zarif minaresiydi. Bu da yine Endülüs’teki Sevilla kentinde bulunan Giralda minare/çan kulesi’ni andırıyordu.

Taksiye dönüp yola devam ettim. El Mouradiya ve Bir Murad Reis semtlerine yakın, Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nda ölenler anısına inşa edilmiş olan Şehitler Abidesi’ni ziyarete gittik. Oradan Bir Murad Reis’in arkasındaki tepelik, şehri kuşbakışı gören bir yola çıktık ve fotoğraf çekimi için mola verdik. Buradan limanı da kapsayan merkezi görebilmek mümkündü. Cezayir şehrine İspanya’nın en yakın noktası kuzeydeki Balear takımadalarına ait olan Formentara, yaklaşık 150-160 mil mesafede. Ondan sonra, düzenli feribot seferlerinin olduğu Alicante şehri geliyor, ki oraya yaptığım seyahatte Cezayir’e giden feribotların kalktığı iskeleyi gösteren Arapça yön lehvasını gördüğümü hatırlıyorum. Mesafe 200 mil civarında.

Cezayir 16. yy’da Osmanlılarla İspanyol-Hapsburg Devleti arasında müthiş bir çekişmeye şahit olmuş. Üstüne romanlar, şiirler kaleme alınan, Cervantes’in ünlü Don Kişot romanında ismi geçen Cezayir, 100 yılı aşın bir süre Batı dünyasına korku salmış. Barbaros Kardeşler namıyla ünlenen Midillili Türk denizciler Hızır ve Oruç Reisler burayı üs tutarak Endülüs’ten kovulan Müslümanlarla birleşip Garp Ocak’larını kurmuş, Batı Akdeniz’deki Avrupa hakimiyetine karşı mücadeleye tutuşmuşlar. İspanyol Katolik hükümdarları Kastilya Kraliçesi İsabel’le Aragon Kralı Ferdinand Barbaros’a (Hızır) yenilerek Kuzey Afrika’daki kolonilerini kaybetmeye başlamışlar. Ardından Habsburg İmparatoru olan Şarlken (V. Şarl) ve ollu II. Filip dönemlerinde de Avrupa defalarca Cezayir’e seferler düzenlese de hepsinde mağlup olup geri çekilmişler. Ünlü 1541 seferine Şarlken’in yanında Meksika Fatihi lakabıyla anılan Hernando Cortez de katılmış, Haçlı Donanması perişan olarak Avrupa’ya kapağı zor atmış. Barbaros da İspanya’yla tekbaşına mücadelenin zorluklarını anlayıp 1517’de Osmanlı’ya bağlanma kararı aldıktan sonra Cezayir Beylerbeyliği ünvanını kazanmış; Kanuni Sultan Süleyman tarafından da 1533’de Kaptan-ı Derya olarak atanıp “Hayreddin” lakabını almış. Cezayir’in iç ayaklanmalar ve İspanyollarla yapılan karşılıklı savaşlardan sonra tam olarak Osmanlı’ya katılması 1535 yılında olmuş ve 1830 yılına kadar yaklaşık 300 sene resmi olarak Türk egemenliğinde yaşamış.

Bu tarihi ve kültürel gezimizden sonra dönüşte şoför beni otelime bıraktıktan sonra biraz dinlendim sonra akşam yemeğini yakındaki bir alışveriş merkezinin içinde bulunan İtalyan lokantasında pizza yedim. Bab Ezzouar Cezayir’in hareketli bir semti, çeşitli dükkanlar, restoran, kafe tarzı yerler görmek mümkün. Şehir dışı bir yerde, plaja haiz, tatilköyü kıvamında bir yerde kalmak isteyenler için yarımadanın batısındaki Staoeli bölgesinde bulunan Sheraton Des Pins oteli önerilebilir. Daha doğu’da Becaye ve Cicel, Batı’da Oran şehirleri diğer belli başlı yerleşim yerleri fakat Cezayir kısmen de olsa anarşik biryer olduğu ve güvenlik riskleri bulunduğu için seyahate gidilmesi pek tavsiye edilmiyor. Türk Dışişleri Bakanlığı’nın bir süre önce yayımladığı bilgi notuna göre Türk vatandaşlarının Cezayir şehir dışına çıkmadan önce ilgili yerel makamlardan izin alma şartı getirildiğini okumuştum.

Cezayir’deki ikinci günümde sabah erkenden kahvaltı edip oteldeki toplantı salonuna indim zira çalıştığım işyerinin müşterileriyle düzenlediği bir toplantı vardı. Ben de bir Pazarlama Otomasyon sistemleri üzerine genel bir sunum yaptım. Önceki gece Dubai’den gelen ekip arkadaşım da (Brezilyalı) detaylı teknik bir sunum yaptım. Aynı firmadan 6-7 kişi vardık, alalarında Cezayirli tanıdığım arkadaşlardan Hicham ve Fatima da vardı. Hicham daha önce İstanbul’da organize ettiğim bir eğitime gelmişti, sohbette Cezayir asıllı ünlü Fransız şarkıcı Rachid Taha ve Cheb Khaled’den konuşmuştuk. Rachid Taha’nın meşhur “Ya Rayah” adlı şarkısını ilk kez 1998 yılında Paris’e gittiğimde bir dükkanın önünden geçerken dinlemiş ve sevmiştim. Cheb Khaled’in “Aisha” şarkısı 1997 yılının hit’iydi. Toplantının ardından arkadaşım Fatima bizi etrafta biraz dolaştırdı, akşam yemek yiyebileceğimiz yerleri gösterdi. Fatima’yla Avusturya’daki satış teknikleri kursundan tanışıyorduk, ekip arkadaşımdı. Latin danslarına meraklıydı ve şarkı söylemeyi de seviyordu. Bize Cezayir’de eğlence için gittiği yerlerden bahsetti.

IMG_0672

Ertesi gün Cezayir’deki kısa gezimizi tamamlayıp Emirates Havayolları’nın uçağıyla Dubai’ye geri döndük. Kısa ve yorucu bir seyahay olmuş olsa sa değdi, nitekim hep kitaplardan okuduğum Cezayir’e gitmek için hem mesafe hem de maddi olarak bir daha ne zaman fırsat bulabilirdim…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close