İspanya: Cádiz ve Costa del Sol

Kış

Cadiz Haritasi

Cádiz İspanya’nın turistler için gizli köşelerinden birisi, aslında bir yarımada şehri. Anakaraya üç köprü üzerinden otoyol ve demir yoluyla bağlı. Endülüs bölgesine dahil olan şehir Atlas Okyanusu kıyısında, uzun yıllar İspanya’nın batıya açılan kapısı konumunda olmuş, kolonyal bir merkez. Tarık bin Ziyad 711 yılında Rodrik’in ordusunu Cádiz yakınlarında yenerek Müslümanlara İber Yarımadasının kapılarını aralamış. Şehri gezmek için bir plan yapmamıştım, buraya geliş amacım Endülüs’ü gezerken Málaga’ya dönüş yolu üzerinde ülkenin bu taraflarını da görmek ve özellikle güneydeki sahil yolundan etrafa seyrederek seyahat edebilmekti.

IMG_0613

Akşam trenden inip otelim Argantonio’ya gittim taksiyle. Otantik tarzda döşenmiş 3-4 katlı bir oteldi, resepsiyondan anahatarı alıp yukarı çıktıp. Minimalist tarzda bir odaydı, banyo ve yatak hepsi aynı odanın içindeydi. Eşyalarımı yerleştirip aşağı indim, resepsiyonist o akşam yemek için gidebileceğim bir-iki iyi restoran tavsiye etti ve adreslerini verdi. Cádiz, eski dar sokakları ve denize kıyısıyla hem güzel, hem gezmesi rahat ve keyifli bir şehir. Restoran Balandro şehrin en ünlü restoranlarından birisi, deniz mahsulleri ve tapas’ları özellikle harikulade… Sahil yolu üzerinde, eski şehrin merkezinden yürüyerek bir 10-15 dakika içinde varılabiliyor. Otelden çıkınca yan sokakta güzel bir pastanenin önünden geçtim, içeri girip fıstıklı kurabiyelerden bir tane aldım, nefisti.

Restorana girince içeride birkaç masanın dolu olduğunu gördüm, oldukça şık bir yerdi. Tapas almak için bar tarafına yönlendirildim. Barmen ilgili birisiydi, menüyü getirdi ve neler tavsiye edebileceğini söyledi. Nefis deniz mahsülleri tava, yanında peynir ve tadımlık zeytin tabakları, içecek olarak da bira hepsine 15 Euro ödedim. Hem lezzetli, hem de sunum güzeldi. Samim bir havası vardı servisin, barın etrafında oturan 3-4 başka müşteri daha gördüm. Yemekten sonra kalkıp biraz daha sokakları dolaştım, buranın havası Sevilla ve Córdoba’ya nazaran çok daha ılımandı. Gece otelime dönüp biraz internette gezinip yattım sabah erken kalkıp günü iyi değerlendirebilmek için.

IMG_0617

Sabah kalkıp kahvaltıya indim. Giriş katındaki salonda özenle hazırlanmış açık büfeden Corn Flakes, peynirin yanında Akdeniz ülkelerinde bulunan zeytin de vardı. İngiliz ya da Amerikan mutfağında zeytin pek olmuyor, uluslararası bir otel zincirinin üyesi değilse pek rastlanmıyor. İspanya’da kaldığım otellerde çeşit çeşit kruvasan, kek, çörek, kurabiye tarzı hamur işi gıdalar bolca bulunuyordu. Benden başka yaşlı bir çift aşağı indi girişteki masaya oturdu. Kahvaltıyı servis eden, daha doğrusu çay-kahve servisi yapan hanım hoş birisiydi, aynı zamanda yan taraftaki bara da bakıyordu. Bitişte bir bardak su istedim, kahvaltı saati bitmiş olduğu için masaları toparlayan hanıma bardağı bara götürüp geri teslim ettim, o da teşekkür etti.

IMG_0635

Yukarı çıkıp üstümü giyindim, dışarı çıkıp biraz sahilde yürüyecek ardından otobüs terminaline gidip öğleden sonra Málaga’ya dönüş için bilet alacaktım. Hava açık, deniz sakin, güneşli sabahta saat 10 gibi yürüyüş keyifli idi. Bazı dükkanlar yeni açılmış, bazılarında insanlar oturmuş çay-kahve içiyorlardı. Otelden geliş yolu üstünde bir kafede durup çay içtim, bir parça kurabiye aldım yanında. Avrupa’nın birçok yerinde olduğu gibi burada da kurabiye, pasta, çörek işini gayet iyi biliyorlar. Liman Cad. paralelinde sahili yürüyüş yolunu takip ederek 1812 Anayasa meydanına geldim. Buradaki kavşağın sol tarafında Cádiz Limanı var, sağda yol devam ederek Plaza de Sevilla’ya kadar gidiyor. Arkasında Cádiz tren garı, yanında da otobüs terminali var. Terminale gitmek için tren garının içinden geçilip alt kata iniliyor. O gün Málaga’ya tek bir otobüs vardı o da saat 14:30, şansıma etrafta pek kimse de olmadığından yer bulup bilet satın aldım. Tekrar geldiğim yoldan yürüyerek, caddenin karşı tarafına geçtim ve Turizm Ofisi’ni buldum. İçerideki bayan gayet rahat tavırlarla ve güler yüzle karşılayıp yardımcı oldu. City Sightseeing tur otobüsünün nereden kalktığını ve saatlerini öğrendim, hemen yakından yolun karşısına geçince durağı buldum ve 5-10 dakika sonrasına bilet aldım.

IMG_0618

Cádiz’de kış güneşi hakimdi. Otobüste üst kata çıkıp oturdum, hem aydınlıktan istifade edip hava almak hem de etrafı daha rahat seyredebilmek için. Limandan başlayıp, açık deniz tarafındaki plajlara, şehrin meydanlarına, anıtlarına kadar her yeri bir saat kadar dolaştık. Cádiz’in 15.-16. yy.ların merkantil çağında kazandığı önemi, Sevilla gibi sömürgeleşmeyle zenginleşip bugünkü şeklini aldığı emperyal dönemi anlatan, o günlerin hatırasını yaşatan tarihi yerler gördüm, bolca fotoğraf çektim. Çılgınlığın bir ibaresi olsa gerek, okyanus kıyısındaki plajda dev dalgalar arasında kış günü yüzüp, sörf yapanlara rastladım. Şehir surları Güney Avrupa’da, hatta Kıbrıs’ta gördüğüm bazı yapıları hatırlattı.

İnişte eski şehrin içinde otelime çok uzak olmayan ara sokaklarda gezinip yemek için güzel bir mekan buldum. Peynirli tost ve portakal suyu ısmarladım, ilginçtir ekmeği açık ve kaşarı üzerinde eritilmiş olarak servis ettiler. Atıştırmalık bir şey için idealdi. Çıkışta geçen akşam gittiğim kurabiyece tekrar uğrayıp değişik çeşitten bir parça kurabiye alıp yürüyüşüme devam ettim. Plaza San Antonio ve Plaza Mina civarında birçok kafe, restoran ve alışveriş yapılabilecek dükkan var. Sokağın bitişinde bir baktım gitar çalıp söyleyen genç bir çift var. Flamenko tarzı güzel bir parçayı seslendiriyorlardı, hemen telefonumu çıkarıp Facebook’tan canlı yayına başladım. Müzik güzel, ortamdan geçen insanlar da müzisyenlere saygılıydı. Hatta kameraya çelim yaparken görüntümü bozmamak için eğilerek geçenler oldu… 3-5 dakika kadar çektim, şarkı bitince herkes alkışladı, gidip teşekkür edenler oldu.

IMG_0636

Güneşli havada biraz daha yürüyüp otelime döndüm, bavulumu alıp resepsiyondan taksi çağırdım. Terminaline kalkıştan bir yarım saat kadar önce vardım, henüz otobüs gelmemişti. Beklerken telefonumdan biraz bir şeylere baktım, etraftan tek tük gelip geçenleri seyrettim. Hafta içi olmasının da etkisiyle sanırım ortalık gayet tenhaydı, Granada ya da Córdoba’daki gibi bir yoğunluk yoktu kesinlikle. Otobüs zamanında geldi, bavulumu verip içeri geçtim. Cádiz’den Málaga’ya kara yoluyla gitmeyi özellikle istemiştim zira sahilden giden otoyol Cebelitarık ve Tarifa gibi sahil kentlerinden geçiyordu tek tek, manzarayı seyretmek ve Afrika kıtasını karşı taraftan görmek istiyordum.

IMG_0642

Cádiz’den çıktıktan sonra İspanya’nın içeri giren batı sahil yolunu güneydoğu-doğu yönünde katederek Chiclana de la Frontera ve Vejer de la Frontera’yı geçtik, en uç nokta ve Afrika’ya açılan kapı Tarifa’ya geldik. Burası Akdeniz’le Atlas Okyanusu’nun birleştiği yer. Yol üstünde etraf bağlık-bahçelik, düzenli ve temiz görünüyordu. Bizim Akdeniz sahil çevresine, örneğin Fethiye-Kaş yolunun bazı bölümlerine benzese de ben daha çok güney Fransa’ya, Cote d’Azur bölgesine benzettim buraları. Rüzgar enerjisi için türbinler dikilmişti birçok yere. Tarifa’da Arapça tabelalar, gezen ya da inen-binen Arap kökenli insanlar vardı, bazıları çok da iyi İspanyolca konuşuyordu, Fas’tan göçmen olarak gelip oralara uzun zaman önce yerleşmiş olmalılar.

Yola devam ederek İspanya’nın büyük bir liman çıkışı olan Algeciras’a geldik, buradan biraz ötede ünlü Cebelitarık adası rahatlıkla görülebiliyordu. Dağların tepesinden geçen yol Avrupa ve Afrika’yı birbirinden ayıran, ya da birleştiren (artık hangi açıdan bakarsanız), bu boğaz aynı zamanda Akdeniz’i Atlas Okyanusu’na bağlıyor, bunun sebeplerden ticari, ekonomik ve jeopolitik önemi çok büyük. Nitekim zamanında dünya denizlerine açılan ve doğu rotası üzerinde Süveyş Kanalı’ndan sonra en önemli geçiş noktasını da elinde tutmak isteyen İngiltere Cebelitarık’ı sömürgeleştirip buraya yerleşmiş. İspanya’yla zaman zaman siyasi sürtüşmeye neden olsa, hatta “savaş sebebi” sayılsa da Cebelitarık hala İngiltere’nin elinde bulunduruyor.

Akdeniz’deki Mediterráneo sahil otoyolu boyunca sırasıyla Marbella, Benalmádena ve Torremolinos’tan geçtik, terminallerde 5-10 dakika duraklayıp mola verdik. Birinde hatta attığım para bisküvi makinesinde kaldı sandım yanım duran kız “kolu çelip bırakmanız gerek” deyince uyandım JYolun sol tarafı tepelik, yeşillik yerler, sağda açık deniz ve sahil şeridinde bulunan irili ufaklı tatil beldeleri, kasaba be oteller görünüyor. Nefis, dingin bir manzara… Marbella ünü İngiliz ve Arap turistlerle artmış tam bir çılgın parti cenneti, yer yer karanlık işlerin de döndüğü bir atraksiyon noktası. Ya da eskiden öyleymiş demek daha doğru olur, çünkü yıllar içinde yerleşen kültürle burası eski çekiciliğini bir nebze kaybetmiş, eskisi kadar da Araplar buraya oluk oluk para akıtmaz olmuş. Yine de Akdeniz’in en gözde tatil beldelerinden birisi, birçok Arap zenginin, şeyhin burada villası ve limanda bağlı yatı bulunuyor.

Málaga

Kış

Yaklaşık beş saatlik yolculuğun ardından otobüs Málaga’ya vardığında akşam 7:30 geçmişti. Terminalden bir taksiye atlayıp Pasillo de Matadero Cad. üzerindeki otelim Guadalmedina’ya gittim, dolaştığım her şehirde olduğu gibi burada da yolculuk 10 dakika ya sürdü ya sürmedi. Otel, şehri ikiye bölen Guadalmedina (şehir vadisi) nehrinden almıştı ismini. Merkezde, limana ve çarşı-restoran gibi mekanlara yakındı. Odaya çıkıp eşyalarımı yerleştirdim, inip yolun karşısına geçerek önce Plaza de Marina’ya, ordan sola CordobaCad. ve ardından Martinez Cad.’ne çıktım. Burada Endülüs döneminden kalma at nalı şeklinde bir kapı vardı. Pastanelerdeki tatlılar nefis görünüyordu, özellikle La Cueva’yı tavsiye ederim. Bir de La Canastapastanesindeki şekersiz Borrachuelo kurabiyeleri tam atıştırmalık…

IMG_0671

Şehrin gece kalbinin attığı yer Marques de Larios Cad. oldukça geniş ve iki yanı dükkanlarla bezeli, üst tarafı nefis yılbaşı/Christmas süslemeleriyle ışıklandırılmış ferah bir yer. Devamında Granada Cad. sağa doğru kıvrılarak Plaza Carbon’a çıkıyor. Meydana vardığımda sokak çalgıcıları çalıp söylüyor, halk da toplanmış onlara kah alkış tutup kah eşlik ediyordu. Bu gösteriyi seyretmek için köşedeki, 21 isimli restorana oturdum. Önden mozzarellalı salata, ana yemek olarak da ızgara deniz mahsülleri söyledim, yanında da Heineken’in birası Buckler. Kalabalığa rağmen servis hızlı, kaliteli ve yemekler de güzeldi. Yan masalarda İngiliz, Alman turistler oturuyordu. Kış olmasına rağmen açık, sakin bir hava olduğu için herkes dışarlardaydı.

Restorandan çıkışta yan sokaklardan birine saptım, yürürken bir Türk kebapçısı görünce gidip açık camdan merhaba dedim. İçerdeki bey sevindi, “merhaba” dedi. Uzun yıllar ben de İngiltere’de yaşadığım için yurt dışındaki Türklerin halinden anlarım, kebapçıların yaşadıkları çileyi, ülke hasretini az çok bilirim. Málaga’nın Türk turistler için uğrak bir yer olduğunu söyledi bey, bizim Antalya gibi dedi. Granada soğuktu dedim, o da evet orası çok soğuk hatta bir kayak pisti var yakınında dedi. Vedalaşıp ayrıldım.

IMG_0655

İleride, görmek istediğim Alcazaba isimli Endülüs döneminden kalma kale ve önünde Roma amfi-tiyatrosu bütün ihtişamıyla görülüyordu gece ışıklandırması altında. Yer altında yine Roma döneminden kalma eski şehrin kalıntıları üstü camekanla kapatılarak korunmuş, ziyaretçilerin görmesine olanak sağlanmıştı. Burası, Málaga doğumlu ünlü ressam Picasso müzesine de yakın, biraz daha ilerde solda Endülüs hamamı da ziyarete açık. Alcazaba’nın karşısında manzara doyarak bir şeyler atıştırılabilecek Alcazabar isimli mekan var. Onun sağından u-dönüşü yapıp geri geldiğinizde Plaza de la Juderia (eski Yahudi Mah.) ve St. Augustine Katedralinin önüne çıkılıyor. Eski Yahudi filozoflardan Ben Gabriol’e adanmış bir müze ev de burada. Granada ve Córdoba kadar olmasa da gece buralarda gizemli ve göz alıcı…

Şehirde yaptığım ufak turu tamamlayıp gece yarısından sonra doğru otelime dönüş yolunu tuttum. Duş alıp yattım, zira sabah erken kalkıp kahvaltıdan sonra 8:30 treniyle 5,5 saatlik bir yolculukla İspanya neredeyse baştan başa kat edip bir başka güzel şehre, Akdeniz’in en önemli limanlarından, turizm cenneti Barselona’ya gidecektim…

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close